Çarşamba, Mart 19

Lanet...


























İnsanlar ve ilişkiler hakkında birşeyler yazacağım zaman kendimi sex and the city'nin meşhur carrie bradshaw'u gibi hissediyorum.Diziyi çok severek izlerim yıllardır.Hani ülkemiz normlarına hiç uymayan bir dizi olsada eğlencelidir,rahatlatır.

Dizideki kadınlarla bizim hayatlarımız,hayata bakış açımız elbetteki çok farklı.Ama bu haftasonu izlediğim bölümdeki bir nokta uzun zamandır benimde kafamı kurcalıyor.Bu bir çeşit lanet aslında.25'inizin üstündeyseniz,eli yüzü düzgün takımından olmanın yanı sıra iyi bir işinizde varsa ve daha önemlisi birde entellektüelseniz kendinize göre, o zaman bir lanet taşıyorsunuz üstünüzde demektir.Bu lanet cüzzamdan biraz daha hafif bir illettir.

Efendim bu durumda sizin arzuladığınız gibi bir aşk size biraz uzaktan bakacaktır.Siz mesajınız var'ın tom hanks'i ile nothing hill'in hugh grant'ı arasında birini hayal etmektesiniz.Ama bilmeniz gereken bir şey var günümüz dünyasının erkekleri hani eskisi gibi dağ delmek şöyle dursun ilişki için çaba harcamaktan bile geri durdukları için sizden korkarlar.Hatta daha kolay avları tercih ederler.Çünkü sizi elde etmek için pahalı bir içki,marka kıyafetler,lüks bir araba yetmeyecektir.Sizin herşeyden önce doyrulmayı bekleyen bir beyniniz vardır.Siz konuşabileceğiniz,yanında çocuk olabileceğiniz,sizi anlayacak,sevgili kadar dostunuz olacak birini aramaktasınız.Kolay gelsin.
Bu arada bizim beyfendiler siz kendinizi tuhaf hissedip kenara köşeye çekilip beyaz atlı prensinizi beklerken çevredeki hatunlarla günlerini gün ederler.tercih sizin bekleyebilirsiniz belki karşınıza bir gün baryshnikov çıkar diye.Ya da ..Sizde samantha gibi davranıp kolay olanı seçebilirsiniz.Yani erkeklerin seçtiği gibi kolay ilişkileri.tercih tamamen size kalmış.Ama unutmayın..Hayat çok kısa :)Herkesin karşısına bir rus çıkmaz ki :)

Hiç yorum yok:

İçin...

Fotoğrafım
İzmirli... Atatürkçü.... Kafası hep karışık... Bunlargillerden... Anarşit... Akdenizli olmaktan gurur duyuyor .... Akdenizli olmak hayata karşı bir duruştur sanırım. Akdenizli olmak ; kanının deli akmasıdır, bağıra çağıra konuşmaktır, kalabalık aile sofralarıdır, kapı gıcırtısına oynamaktır, şarkılara ayakla ritm tutmaktır, zeytindir,zeytinyağıdır, teninin güneş yanığı rengini yıl boyu korumasıdır, güzel kızlardır, yakışıklı erkeklerdir, damak zevkidir, daha ötesi hayat zevkidir... Yani Akdenizli olmak bir ülkenin ötesinde bir iç denizin çevresinde yaşayan tüm insanların o deniz gibi rengarenk,kah huzurlu,kah deli dolu olmasıdır.Bir ülkeye değil bir denize kendini ait hissetmektir.

deviantart

Powered By Blogger