Bugün çok güzel bir söz gördüm .Diyordu ki :"her iş, her emek, her uğraş, her aşk; abartı ile başlar, sadelik ile sürer..." Söyleyen İlker Doğan'dı.(Umarım sözünü burada kullandığım için bana kızmaz...)O kadar kelimelerle aram iyi diye geçinirim ama bu benim daha önce neden aklıma gelmedi dedim.Abartı ile başlamak.Her işe ...aşka...O başlangıç coşkusu..."Beraber olmaya başladığımız ilk günler dünya kupası maçları vardı onları bile seyretmedi beni bırakıp..." "şimdi..." Şimdiyse pazar günkü maç tekrarlarını bile seyrediyor..." Hepimiz yaşamıyor muyuz bunu? İlk günlerinde coşkuyla yaşadığımız aşkımızın coşkusunu günler geçince bir yerlerde unutmuyor muyuz? O da hayatın rutinine kaptırmıyor mu kendini...Sadelik ile sürer demiş sevgili İlker..Ne güzel..Sadelik ile sürer...Aylar önce yazdığım bir mektup geliyor aklıma...Aşkımı travestilere benzetmiştim.Daha ilk günleriydi çünkü.Yeniydi.Hele birde uzun zamandır bekleniyordu.Nasıl bir abartıyla yaşamıştım ilk günlerini.Öyle abartmıştım ki maşuku korkutup kaçırmış idim :) Fırsat olsa bir sadelik saramıydı beni...O sünnet arabası gibi süslenmiş olan duygular yaz havasında ki eski rum evlerinin o beyaz ve çivit mavisiyle süslü sadeliğine ( gülmeyin sade deyince aklıma en çok o evler gelir.) erebilirmiydi? Bilmiyorum...Ama güzel şey coşkuyu da dinginliği de yaşamak.Yürek için gerekli...O sadeliğin dinginliğinde huzur bulmak...
Şirde ki gibi...
"Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi durulduğumu
denize dökülen bir pınar gibi...."
Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Bazı nur içinde, bazı sisteyim
Bazı beni seven bir göğüsteyim
Kah el üstündeydim, kah hapisteydim
Her yere sokulan bir rüzgar gibi
Aşkım iki günlük iptilalardı
Hayatım tükenmez maceralardı
İçimde binlerce istekler vardı
Bir şair, yahut bir hükümdar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi, durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Şimdi şiir bence senin yüzündür
Şimdi benim tahtım senin dizindir
Sevgilim, saadet ikimizindir
Göklerden gelen bir yadigar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Bir gün ağlayalım, bir gün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Sabahattin Ali
Perşembe, Şubat 21
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İçin...
- maikedi
- İzmirli... Atatürkçü.... Kafası hep karışık... Bunlargillerden... Anarşit... Akdenizli olmaktan gurur duyuyor .... Akdenizli olmak hayata karşı bir duruştur sanırım. Akdenizli olmak ; kanının deli akmasıdır, bağıra çağıra konuşmaktır, kalabalık aile sofralarıdır, kapı gıcırtısına oynamaktır, şarkılara ayakla ritm tutmaktır, zeytindir,zeytinyağıdır, teninin güneş yanığı rengini yıl boyu korumasıdır, güzel kızlardır, yakışıklı erkeklerdir, damak zevkidir, daha ötesi hayat zevkidir... Yani Akdenizli olmak bir ülkenin ötesinde bir iç denizin çevresinde yaşayan tüm insanların o deniz gibi rengarenk,kah huzurlu,kah deli dolu olmasıdır.Bir ülkeye değil bir denize kendini ait hissetmektir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder