“ Ormana gittim, çünkü bilinçli yaşamak istiyordum. Hayatı tatmak ve yaşamın iliğini özümsemek istiyordum! Yaşam dolu olmayan her şeyi bozguna uğratmak için. Ve ecel geldiğinde fark etmemek için hiç yaşamamış olduğumu.”
Film hayatımı değiştirdimi bilmiyorum ama ölü ozanlar derneğini daha önce seyretsem kesinlikle edebiyat öğretmeni olmak isterdim.Neyse konumuzun bununla ilgisi yok.Ama bir açıdan da konu zaten bu.Olmak isteyip olamadıklarımız ,yapmak isteyip yapamadıklarımız...
Bugün saçımda bir beyaz tel buldum.Gülmeyin bu yıl 35'ime basmak üzereyim ve bu çok normal.Ama bu bir tek tel benim kafamı uzun zamandır meşgul eden bazı konuları iyice su yüzüne çıkardı.
İnsanoğlu için biçilmiş ir ömür yok.Yani herkes sonunda ölüyor o kesinde gerçekten yaşıyormu o muallak.Ertelediğimiz,birşeyleri beklediğimiz hayatımız, keşkelerin ,belkilerin karanlığında boğuluyor.Sonra da bir gün herşey karardığında kimsenin arkaya dönme şansı olmuyor.Oysa okumak istediğim bir sürü kitap,dinlemek istediğim bir sürü şarkı var.Yapmak istediğim bir sürü şey ve yaşamak istediğim bir hayat var.Beni engelleyen ne ??? Hayat...Hani derler ya,hayat, siz bir şeyler için çabalarken olup biten şeylerdir.Hayat ben hayaller kurarken yanımdan akıp gidiyor.Ne istediğim gibi okuyabiliyorum,ne istediğim gibi şarkılar söyleyebiliyorum,ne istediğim gibi aşık olabiliyorum,kısacası hayat akıp gidiyor bense ardından bakıyorum.
Bu bilmek bir ayrıcalık sanırdım eskiden.Farkında olmak bir ayrıcalık.Bir çok insandan farklı olmak,daha okumuş,daha yazmış,daha çok düşünmüş olmak...Peki daha yaşamış olmak.Acaba farkındalık düzeyimin ve hayallerimin daha sınırlı olacağı bir hayatta daha mutlu ve daha yaşamışmı hissederdim kendimi.Yoksa varolmak için gerçekten dedikleri gibi bir başka "can"ı varetmem mi ,çoğalmam mı gerekliydi? Ya da ne bileyim tuttuğum o eli hiç bırakmamalımıydım ? Bilmiyorum .Sorular benimle birikte büyüyor.Ve ben başımdaki o tek beyaz telden sorularımı cevaplamasını bekliyorum ümitsizce...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
İçin...
- maikedi
- İzmirli... Atatürkçü.... Kafası hep karışık... Bunlargillerden... Anarşit... Akdenizli olmaktan gurur duyuyor .... Akdenizli olmak hayata karşı bir duruştur sanırım. Akdenizli olmak ; kanının deli akmasıdır, bağıra çağıra konuşmaktır, kalabalık aile sofralarıdır, kapı gıcırtısına oynamaktır, şarkılara ayakla ritm tutmaktır, zeytindir,zeytinyağıdır, teninin güneş yanığı rengini yıl boyu korumasıdır, güzel kızlardır, yakışıklı erkeklerdir, damak zevkidir, daha ötesi hayat zevkidir... Yani Akdenizli olmak bir ülkenin ötesinde bir iç denizin çevresinde yaşayan tüm insanların o deniz gibi rengarenk,kah huzurlu,kah deli dolu olmasıdır.Bir ülkeye değil bir denize kendini ait hissetmektir.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder