Tam
Hiçlikten geliyorum
Içimde kocaman bir boşluk
Içimde sonsuz bir deniz
Bir olmak için
Tam olmak için
Eksik kaliyorum...
Eksik yanlarımı tamlamak için
Sığ sularda yüzüyorum.
Dinlendirmek için sevda yorgunu yüreğimi
Asırlardır onu yazıyorum...Asırlardır ona yazıyorum.Onun adı aşk...Dünyada bu duygunun varlığından habersiz yaşayan insanlar var.Ben onlardan olmadığım için sana minnettarım...İyi ,kötü ne yaşadıysak;iyi kötü ne yaşayacaksak.Bunlar sana yapılan yazılı tacizler...
Hiçlikten geliyorum
Içimde kocaman bir boşluk
Içimde sonsuz bir deniz
Bir olmak için
Tam olmak için
Eksik kaliyorum...
Eksik yanlarımı tamlamak için
Sığ sularda yüzüyorum.
Dinlendirmek için sevda yorgunu yüreğimi
Yüreğim...Bana ilk kez böyle seslendiğin günün üzerinden asırlar geçti sanki.Şimdi bana kilometrelerce,yıllarca uzaktasın.Oysa yanındaydım,gözlerine bakıyor,kokunu içime çekiyordum.Bilirsin seninleyken tüm anları o ana sığdırmak istercesine yaşarım.Nefes bile almaktan korkarak.O anı durdurmak mümkünmüşcesine.Öylece kalıverse zaman.Hiç geçmese.Benden uzaklaştığını görmesem.Gözlerinin uzaklara baktığını.Sevmediğini artık.
Içimin kanayan yerlerini iyileştiremiyorum bugünlerde.Deniz basıyorum yaralarıma.Boş bıraktığın yerleri sözcüklerle doldurmaya çalışıyorum.Sen benden bunca gittin ya,ben kendime bile bu kadar ırak olmamıştım...
Bugün 35 yaşımın son günü...Yarın 36 yaşında olacağım.Bilenler bilir ben 35 yaşını çok önemsedim -ki bunun sebebi bizzat şairin kendisidir,yaş 35 yolun yarısı diye şiir yazarsan bazıları böyle telaşlanır işte:)- Ne diyordum bu telasla istedim ki bu vesile ile yapım ve yayında emeği gecen herkese tesekkür edeyim.Türkçe karakter sorunun sorumlusu bizzat telefonumdur:)Çünkü bu satırları havvalanında uçağı beklerken yazıyorum :)
Öncelikle dünyaya gelmeme fiili olarak sebep olan ve arızamında temeli olan sevgili anne babam Canan ve Mümin Kösten'e tesekkür etmek istiyorum.Sizi cok seviyorum:) Daha problemsiz bir çocuk olmayı isterdim ama malzeme ortada:)
Dünyaya geldiğinden beri hayatımı karıştıran(hiç öyle bakma sen dogana kadar dünyanın kralı benmişim fotoğraflardan belli) ama doğduğuna hiç pişman olmadığım,oyun arkadaşım,can ve karın yoldaşım ve son yıllarda daha önemli bir vasıfla buse ve toprağın annesi canım kardeşim Deniz Taban Kösten'e; insanın kız kardeşi olması dünyanın en büyük şanslarından biri seni cok seviyorum ablam...Her zaman ,her şartta yanında olacağımı asla unutma.
Doğduğu ilk günden beri bana bir cok ilki ve dünyanın en muhtesem duygusu teyzeliği _yarı anneliği_ tattıran,bir çocukta umduğum her niteliğe sahip olan,teyzesinin kopyası ve onu endişelere gark eden biricik kızı Buse Taban,iyi ki doğdun aşkım...
Bir kalpte iki sevginin aynı şiddetle taşınabileceğine beni ikna eden,hayatımın en erkeği,teyzesinin kuzusu,dünyanın en tatlı seyi Toprak...Iyi ki bize katıldın teyzecim sensiz cok eksik kalırmışız.
Eniştem,sevgili Melihcim sadece yeğenlerim için bile sana minnettarım...
Hayatımda ,kişiliğimde çok fazla katkısı olan,kocaman bir ailenin parçası olmanın ne kadar büyük bir şans olduguna,hayatta hiç yalnız kalmayacağıma beni inandıran,hep birlikte kocaman bir yürek olan ve parçası olmaktan büyük gurur duyduğum Kösten ve Sevim ailelerinin simdi aramızda olan olmayan bize sonradan katılmış ama bizden bir parça olmus ve herbirini ayrı ayrı çok sevdiğim ama tek tek yazarsam sayfanın yetmeyeceği tüm sevgili akrabalarıma...iyi ki bu ailede doğmuşum..
Gelelim en büyük ekibe...Hayatım boyunca insanın dünyada iki ailesi olduğuna inandım.Birini kendiniz oluşturuyorsunuz.Onlara dost deniyor.Küçük prensteki gibi dostlarınız sizi evcilleştiriyor.Dostlarını sıralayamaz insan bu sebeple kronolojik bir sıralama uygun olacak sanırım:)
Insanın babası asker olunca cok geziyor ve çok insan tanıyor.Hepsi farklı izler bıraksa da çoğu ile bağlarınız yıllar içinde kopuyor.Bazısı içinde ne kadar uzak olursa olsun hep bir parçanız olarak kalıyor. Benim de çocukluğumdan hep bir iz olarak benimle olan sık görüşemesekte bir parçam olan sevgili Çiğdem.Seni seviyorum tatlım.Ailenle çocuklarınla hep çok mutlu ol:)
Lise 2. Sınıftan beri hayatımın denge unsuru,en çılgın zamanlarımda akıl hocam, beni mutluluktan ağlatan tek erkegin annesi canım Ebrum.Sesim pek çıkamasada kalbimde özel bir yerin oldugunu,seni,kubiyi,doruk ve damlayı cok sevdiğimi biliyorsun.
Üniversiteye kayda geldiğimiz ilk gün hayatına girdiğim,sonrada bir daha bende kurtulamayan,iki kız kardeşi yetmezmiş gibi birde bana ablalık yapmaya kalkan,hayata karşı cesaretine ve duruşuna hayran olduğum,ne derse ciddiye alıp dinlediğim nadir
insan,canım dostum,dünyanın öbür ucunda bile yanımda olan sevgili Reyhan.Daha ne diyeyim seviyorum seni.
Üniversite hayatımın tek neşeleri,beni yeniden yaratan ekibin diğer 2 üyesi Necibe ve
Rasiha.Iyi ki sizleri tanımışım.Szilerle birlikte zenginleştiğimi biliyorum ve hep hayatımda olmanızdan çok mutluyum.Yaşasın facebook.
Üniversitenin 2. Yılında önce aynı odayı sonra bir nevi hayatı paylaştığım dostum degil kardeşim,ben bildiğim,ailesi ailem,sevdikleri sevdiğim olan canım dostum ...Serap.Biraz daha yazarsam ağlarım iyi ki varsın işte, iyi kötü ne yaşarsak hep omuz omuza yaşayalım insallah...
Hayatıma sanal yollardan girmesine rağmen hayatımın en önemli gerçeklerinden olan,aramıza giren kilometrelerin hiçbirşeyi değiştiremediği,en büyük emanetimi ve içimin gizlerini taşıyan,2.kızkardeşim,Nergis...Sayende Istanbul komşu kapısı oldu.Seni cok seviyorum.
Dünyaya degil evrene bakışımı değiştirdin.Sensiz hayat çok renksiz olur.Hep böyle ol ve yanımda kal,seni çok seviyorum Melis:)
Dünyada ki tüm ikizler burcu insanlarının benim gibi manyak olmadığını ,bir insanın bu kadar çok sey bilmesine rağmen hala ben biliyorum demeyecek kadar mutevazi ve sakin ve huzurlu ve işte birsürü sey olabileceğini öğreten sevgili Ebru.Sen farkında değilsin ama bir insan için bulunmaz bir hazinesin canım:)
Aksigorta'ya adım attığım ilk günden beri oradaki kader arkadaşım,ekürim,en çok benzediğim,en çok ayrı olduğum,cok sevdiğim çok kızdığım ama asla vazgeçemediğim sevgili Nihal.Iyi ki hayatıma girmişsin seni seviyorum.
Evrencim.Su bir kac aydır evrenin en büyük sınavıyla sınanıyorsun.Biliyorum ki ileride bu günleri kötü bir anı olarak hatırlayıp Naz'la birlikte
büyüyeceğiz.Seni cok seviyorum canım.Hep yanındayım,sadece iste yeter.
Sevgili avukatım,akıl kumkumam.Hayatımdaki koç burcu kadınları olmasa
ne yapacağım ben iyi ki varsın Başakcım.
Leylacım.Ayrı gayri olsakta yüreklerimiz bir ona süphem yok.
Aslı,Nesli,Aysun,Emel,Sarah,Melda,Gülay,Elif,Didem,Duygu...Adı kalsada bkk'nın sizı ilk o vesile ile tanıdım iyiki de tanımışım.Hepinizin hayatımda olmasından çok memnunum.
Onlar benim hayatımın erkekleri.Kahramanlarım.
Hakan...Sen benim erkek kardeşim ve her durumda kurtarıcımsın.Sensiz olmayı düşünemem
bile,Sertan,seni anlatacak kelime yok canım.seni düşününce hayatım kolaylaşıyor.Mert.Ruh eşim,sevgili arkadaşım...Sensiz kalırım diye ödüm
kopuyor biliyorsun.Alpercim .Cok kısa bir zamandır hayatımda olsanda
iyi ki geldin,renk kattın.Eymen,su ara hayatlarımız çok kesişmiyor
olsa da benim için hep çok özel kalacaksın.Ahmet...Herşeye rağmen iyi
ki tanıdım seni.Birşeyler isterken iyice detay vermek gerekmiş anladım sayende..Iki arıza genel bir kısa devreye neden oluyor kabul:)
Bu liste yüzlerce isimle uzayabilir.Mesela Nilufer olmasaydı şirkette sabahlıyor olurdum:) Adaşım olmasa bazı kararlarımda daha az cesur olurdum,Özge olmasa fala inanmazdım,Kemal abi olmasa beyazı patlatmadan çekemezdim,Mustafa Hocam olmasa kelimelerle bu kadar derdim olmazdı,Fırat olmasa büyük laflar etmemeyi
öğrenemezdim,Meral abla reiki ile tanışmazdım,Barbaros olmasa bilgisayar konusunda bu kadar şey bilemezdim....Bu liste inanın cok uzar.Adını yazmadıklarım ne olur
darilmasın bana.
Ne şanslıyım ki 35 yılda ,para degil insan biriktirmisim aslında.Onları unutmayalım,benden selam söyleyin bütün aşklarıma...
Sözü seninle kapatmak istedim.Yüreğimin yıllardır değişmeyen sancısı.Seni sevdiğim için bir an bile pişman olmadım.Iyi kötü herşeyi iyi ki yaşadık ve umarım sen sonsuza kadar benimle olursun.
35 yıl göz açıp kapayana kadar geçti.Uzun degil adam gibi dolu dolu ve sağlıklı yaşamak aslolan.Hayatımın yaşanacak tüm acıları bu kadar olur umarım ve bundan sonra hayat bana güzel süprizler hazırlamaktadır.Dogumgünüm kutlu olsun:)
taş olup sustum
ruhum adını çağırdı
son saati vuruyordum
ömürde son zamanı
kış olup dondum
kalbim yine alev aldı
ben ölümü soruyordum
önümde aşk uzandı
insafa gel al yanına
yaşıyorsam aşk sebebim
durmadın yürüdün kanıma
dön gel affettim
yüreğim ağır ağrısına
dayanırsam aşk sebebim
ödedim düşeni payına
dön gel affettim
sır olup kaldın
nerde bulamam izini
yokluğundan usandım
ne olur duyur sesini
bi dilek tuttum
yıldızların ışığında
sen diye diye avundum
geldin rüyalarımda
insafa gel al yanına
yaşıyorsam aşk sebebim
durmadın yürüdün kanıma
dön gel affettim
yüreğim ağır ağrısına
dayanırsam aşk sebebim
ödedim düşeni payına
dön gel affettim
Gönderen
maikedi
zaman:
17:58
0
yorum
Etiketler: suç ortakları
Yeni bir hayat kurgusu(kısacık bir hikaye)
(Cihangir’de bir yerlerde…)
-Yeter artık ama kardeşim…Akşama açıyoruz barı sen hala şurası olmadı diyorsun.
-Yok abi sadece akşam biz çalmasamıydık acaba diyordum bu heyecanla…
-Sanki müsamereye çıkıyorsun delirdin galiba sen oğlum….Kızlar da geldi hadi yürü ya gidip son hazırlıkları halletmeliyim…
….
Ayvalık..Cunda da bahçe içinde bir ev…Bahçede 10 yaşlarında ve 3 yaşlarında iki çocuk köpekle birlikte koşturuyor.Bahçedeki fidelerin arasından kafasını kaldıran gençten bir kadın .Oğlum ter içinde kaldınız yeter, şu domatesleri mutfağa götürürmüsün? Evet canım biliyorum uçağı kaçıracağım biraz daha sallanırsan.Teyzenlere bırakacağım seni.Toprak çıldıracak zaten sen geliyorsun diye….
….
Evet yarın döneceğiz.Hiç değilse sen gelseydin baban için keyifli olurdu…
…
Tamam anladım yine bir yığın programınız var …Bize zaman ayıramıyorsunuz beyefendi…
…
Dur yakalayacağım şimdi seni Gel buraya
….
(bir süre sonra İstanbul’da)
Telefon çalar:
-Merhaba hayatım…
-…
-Açılış 10 ‘da..Gece tabiî ki..Yetişebilecekmisin sen?
-…
-Ben karşılayayımmı seni?Kaçta inecek uçak?
-….
-Tamam canım tamam…8 gibi aşağıda buluşuruz o zaman..Çocuklar ne yapıyor? Öp benim için onları..Gelmiyorlar hala ha Peki bakalım…Dikkat et kendine aşkım…
….
Akşam 8…de
-İyiki geldin…Şimdi düşüp bayılacağım vallahi…Elim ayağım titriyor..Ne kadar zormuş insanın kendine ait bir yeri olması…Gülmesene ya…Tamam bu işi ilk yapışım değil ama…Kaç senedir rahata alışmışım…Şu kargaşa bitince bende kaçacağım seninle…Güzel bir tatile balık tutup yan gelip yatmaya ihtiyacım var..Bu deliler buranın hakkından gelir nasılsa…
…..
-Tabi abi klavyeyede Mahmut’u otururuz.Ha yemek yapmış ha klavye çalmış ne fark eder…Kızım sen mutfağa girmiyormusun? Kabak Çiçeği dolmasıydı şuydu buydu o kadar heveslendirdin bizi…Hadi bakalım…
---
Akşam 1’de
-İnanamıyorum ya nasıl bir kalabalık bu…Sahnede bir an bayılacağım sandım…Bu kadar iyi olacağını tahmin etmiyordum ben bile …
-…
-Sen söylemiştin biliyorum ama yinede çekiniyor işte insan…
-…
-Of ya … Eve gidip uyumak istiyorum artık…Şarapta acaip başağrısı yaptı.Sen nasılsın? Hadi eve gidelim bundan sonrası geyik zaten ….
…
Cihangir de evde…
(şirin döşenmiş bir çatı katı…ortada kocaman rahat koltuklar…duvar boydan boya bir kitaplık ama kitaplığın önünde de üst üste dizilmiş kitap ve cdler var…kocaman iki kolon’a bağlanmış müzik setinin yanında bir klavye var…bu salon bir terasa açılıyor..Terasta sakız sardunyalar açmış rengarenk…teras ve salon arasında kapı açık…terasta yerde minderler var…salondan karşıdaki yatak odasının kapalı kapısı görünüyor..mutfak yatak odasının yanında…kapıyı açıp yatak odasına girince kocaman bir yatak görüyorsun odada o kadar..duvara gömülmüş gardrop…dilsiz uşakta bir süet ceket asılı…karşıda bir oda daha var ...çocuk odası olduğu belli ama boş…)
-Öldüm artık yeter…Evi özleyeceğim aklıma gelmezdi..Nasıl bir kargaşaydı o…Saat 5 olmuş… Ben bir kadeh şarap koyacağım…Sen de istermisin?
-…
-Doğru aslında yeterince içtik,çay daha iyi bir fikir bende içerim yaparsan..Duşa girmek istiyorum önce....
-…
-Çay demlenene kadar çıkarım tabi..Sen keyfine bak…
……………
-Bu çay iyi geldi …Havalarda hala güzel…Sardunyalar harika değilmi?
-…
-Evet …Cundadaki evin bahçesine de ekelim birkaç kök..Nasılda özledim … İnanamayacaksın ama kediler köpekler bile gözümde tütüyor…Gidip Ayhan’ın orada kalamar yiyesim bile var…Yine alayım tavlada boyunun ölçüsünü…Ben ne yapıyorum burada söylermisin?
-…
-Tamam çocukları yarı yolda bırakamam ama bir tanede Cunda’ya açarız bar…böylece idare ederiz.Ben İstanbul’da fazla kalamam biliyorsun ya …Hem çocukları burada büyütmeyeceğim…
-…
-Sana kızmıyorum kuzum…Burası sıktı beni.Hele şu açılış telaşı mahvetti…Öyle yorgunum ki…Hadi gel yatalım ne olur…Şu an sadece uyku paklar beni ….Yarın da kaçalım hemen…Nefes alamıyorum artık İstanbul’da….

“Ben şanslı bir çocuktum artık anlıyorum anne .”
Çocukluğum cennet gibi bir yerde geçti.Dikili’nin Bademli Köyü’nde.Biz yazları köyün Alanlar adı ile bilinen yoğunlukla tarlaların olduğu kısmına göçerdik.Alanlarda dedemlere ait 5 dönümlük bir bahçemiz ve içinde iki göz odadan ibaret evimiz vardı.Sabahları yeni doğan günle birlikte gözümü açtığımı hatırlarım.Eğer o gün deniz dalgalı değilse babam beni denize götürecek demekti ve ilk sözcüğüm hep aynı olurdu:”Baba hadi kalk deniz tahta gibi.”

Alanlar, yaz süresince köyün büyük bir kısmının göçtüğü bir bölgeydi.Gözünüzün alabildiğine uzanan tütün tarlaları.Tütün dizmeyi çok küçük yaşta öğrendim.Tütünü kocaman iğnelere dizmeyi,o iğnelerden kargıları aktarmayı ve kurutmayı.Dizerken elinizdeki tütün zehirini,.O gün bugündür çok acı her şey tütün zehiridir benim için ,belki bu yüzden tütüne meyl etmemişimdir hiç.
Çocukluğumun bahçesi.Hatırlarsın mutlaka anne ,dedem çeşit çeşit sebze ekerdi bahçeye .Hiç unutmazsın ki o koparıp sana verecek çiçek bulamazsam o fasülyelerin çiçeklerini toplayıp sana getirdiğimi.Ama ben bu yüzden dalından kopan patlıcanın,fasülyenin ,domat’ın tadını bilirim.Kokusunu da.Bu yüzden migroslarda bile beni tanırlar tüm sebzeleri koklayıp almamdan..jpg)
Bahçede meyvelerde vardı elbet.Kocaman bir kayısı ağacı,armut ve ayvanın aşılandığı bir ağaç,malta eriği,şeftali,kuyunun başındaki nar ağacı,hemen girişteki karadut ve tabiki yol boyunca uzanan incir ağaçları.İncirden düşen iflah olmaz derler bizde belki benimde arızamın sebepleridir incir ağaçları.
Kapının hemen yanında toprak bir fırın vardı.Orada büyükannemin pişirdiği ev ekmeklerine o yaşta pek pirim vermezdim doğrusu,beyaz ekmek arardım.Rahmetli dedem bizim için eşek sırtında köye iner ve beyaz ekmek alırdı bakkaldan.Şimdiyse o ev ekmeklerini yapmaya çalışıyorum ve bu hayatımdaki yaman çelişkilerden sadece biri anne …
Kocaman sofralarda bahçeden toplanmış sebzelerle yapılan yemekler yenirdi oralarda.Babamın tuttuğu balıklar.Büyükannemin kocaman kara tavasında yaptığı kızartmalar.Akşam saatlerinde kavrulan bademlerin ,ayçekirdeğinin kokusu…Lüks lambası ışığında oynanan fincan oyunu.Karanlıkta ardına saklandığımız zeytin ağaçları.
Ben çok güzel bir çocukluk geçirdim anne mutlaka sende biliyorsun.Sen benim yaşlarımdaydın o zaman.Şimdyse üzerinden yıllar geçti.Çocukluğumun geçtiği bahçede şimdi sadece zeytin ağaçları var.Dedemin ölmesi ile birlikte bahçeye göçemez olduk.Bizimle birlikte bir çok insanda gitmedi oralara.Alanlarda şimdi çok güzel evler var.İnsanlar için bir sayfiye yeri benim çocukluğumun tütün tarlaları.Bu hafta sonu gittiğimde yine yıkılmış o iki göz odada çocukluğumu aradım anne…O da göçük altında kalmış sanırım.
Bu hafta sonu anneler günü anne.Bu yazı ile ben seninde büyükanneminde anneler gününü kutlamak istemiştim aslında ama konu uzadı anlayacağın.Bu da bir nevi teşekkür sayılsın.
Seni çok seviyorum anneciğim.
Anneler günün kutlu olsun.
En güzel İzmir'de kutlanır hıdırellez.Piknikler..Gece ateşleri.Çocukluğuma ulaşan is kokusu...Boyumuzu aşan ateşin üstünden korkmadan atlamak.Gül ağaçlarının altında küçük evler arabalar..Biz büyüdük..bizimle birlikte hayallerimizde büyüdü sanki.Ama yağan yağmura rağmen İzmir hala is kokuyor.
Tüm dileklerinizin gerçek olması dileğiyle.
BENİM İÇİN NAZIN BİR AN ÖNCE SAĞLIĞINA KAVUŞMASINI DİLEMEYİ UNUTMAYIN.
HIDIRELLEZ VE RİTÜELLERİ
hıdırellez günü 6 mayısa tekabül etmekte olup bizde kullanılan ve
rumi tabir edilen jülyen takvimin de ise 23 nisan gününe
rastlamaktadır işte hıdırellez gerçekte hızır ile ilyas'ın bir
araya geldiği gün olduğu inancı altında kışın sona erip yaz
mevsiminin başlamasının günü olarak kutlanmaktadır.(1).
hidirellez inançlarimiz ve itikatlarimiz.
1.hıdırellez sabahı sığırları sığıra kovarken eline meyve veren bir
ağacın dalından koparılan değnek ile icra edilir. bu geleneğimiz
hala uygulanmakta ve inanılmaktadır. bugünde tüm doğanın
yeşereceğine inanıldığından bu uygu lama ve inanç türemiş olabilir.
2. 5 mayıs akşamı tüm kapılara ısırgan otu veya yemişken dalı asılır.
cadıların ve kötülüklerin girmemesi içinmiş. bu şekil de yaparak
onlardan korunacağına inanılırmış. bu inanç tam olarak bu gün
inanılmasa da kapılara ısırgan otu ve yemişken dalı asılmaktadır.
isırgan otuna elini değirildiği an ısırı batma)şekilde yakar aynı
şekilde yemişkenin de dikenleri çoktur.
değdiği an çok acı verir .bu niteliklerinden dolayı kapılara
asılması yapılmıştır.
3.hıdırellez sabahı devesil ve benzeri otlar ile tütsü yapılır.
bazı güçlere kaşı korunacağına inanılırmış. gelenekler bölümünde
tütsü ve tütsü ile yapılan inançlara geniş olarak yer
verilmiştir.
4.ateşten atlanınca günahlardan arınılacağına bulaşıcı hastalıklara
karşı korunacağına inanılmış. ateşi bir nevi aşı gibi uygulamışlar.
5.hıdırellez sabahı sağılan sütün dağıtılması ve bir kısmından da
taze peynir yapılıp dağıtılması o malın zekatı ve bir nevi hakka
şükranının ifadesi olarak kabul edilip uygulanmış .bu gün
bilinmediği için yapılmamaktadır.
6.salıngaçta sallanırken yapılan dua ve niyetlerin olacağına
sallanılmak suretiyle de bazı günahlardan kurtulacağına
inanılmış. ve uygulanılmış.
7.gün doğmadan ekinleri dolaşma geleneği ve inancı varmış. doğanın
yeniden yaratıldığına inanıldığı için bu yenilme içinde bulunmanın
insanlara bazı yararlıklar getireceğine inanılmış .o anı ve
duyguyu yaşamak ve duymak inancı ile uygulaması günümüze kadar
gelmiştir.
8.6 mayıs sabahı gün doğmadan çiğ üzerinde yuvarlanılırsa yeni
hayatın yeni doğanın gücünden bünyesine aktarılacağına inanılır
ve uygulanırmış. bedenine girmesi ile sağlıklı olma isteği
bulunmaktadır. ayrıca akan bir çeşmeden yüz
yıkanırmış. ayrıca gece düşen çiğ damlacılarını toplayıp yüz
yıkanırmış.
9.hıdırellez sabahı suya giden kişi evinden götürdüğü tere yağı
çeşmenin taşına sürer ve çeşmeden alınan suyun dinçlik ve yeni bir
yaşam gücü vereceğine inanılırmış. hayvanların verim gücünün
artacağına inanılırmış.
10.bütün gece uyumayanların hıdırellez çiçeği toplamaya hakkı
varmış. ancak sabaha kadar uyumadan durursa bu uygulamayı
yapabilirmiş. bunun içinde inançla sabır olmalıymış.
11.hıdırellez sabahı gün doğmadan akan bir derenin üzerinden
atlanır ondan sonra salıngaçtan sallanırmış.
12.arpa ve çavdar başağı ile genç kızların saçlarını belik yaparak
örmesi geleneği varmış. ayrıca o günleri yaşayanların başlarına
ve yakalarına gül takılması geleneğinin varlığından söz
ediyorlar .ayrıca yaşlısı gencin elinde hı dırellez yerinde
ellerinde birer demet çiçek vardır. çavdar ve arpalar hıdırelez
zamanı başak çıkarırlar. saçlara örülen belikler başak sırasını
andırır .hele yeşil başak ile örüldüklerinde bu gün hayal bile
edemeyeceğimiz güzel bir başak görünümü verirmiş.
13.ağaç kaşıklar ile o sabah yemek yenilirmiş .o sabah evde
misafirlerin dahi kaşıkları toplanır yakılırmış. eğer kaşıkların
içinde yanmayan olursa o eve o gece hızır'ın geldiğine
inanılırmış.
14.hıdırellez çöreği yapıldığı zaman 12 eşit parçaya
bölünür .ilk parça niyet hızır a çekilir. çekilen parçalarda çörek
içinde ki para kime çıkarsa o sene ki varlığın ona çıkacağına
inanılır. ikinci parça tarlalara sonra evde en büyük kişiye
çekilir.
15.taze peynir yeme geleneği uygulanırken eğer ev sahibi tarikat
ehli ise bir mürşit veya dervişe duadan evvel kısa bir çırak
uyarması yaptırılır.(tarikat kuralına göre mum yakılması)dua
ananeye göre bundan sonra yapılır.
16.hızır ve ilyas'ın bu gece buluştuğuna inanılır. yazın
başlangıcı kışın sonu olarak kabul edilir.
17.eskiden evlerin dışları toprak ile iç kısımları kireç ile
sıvanırdı .bu işlem hıdırellez'e bir ay kala yapılırmış.
hıdırellezide 3 hafta geçmeden sıva yapılmazmış.3 perşembe geçmeden)
toplam 7 perşembe uygulamalarda ilke edinilmiş. bu konuda geniş
açıklama kurban geleneklerimizde geniş bir şekilde anlatılmıştır.
18.koyun sürüsü olanlar hıdırellez de yazı gördük başağı gördük
diye malı zekatı için körpeli kuzulardan kesilecek kıvama gelmiş
olanlardan birini kesip dağıttığı gibi bir kaç haneye yemek
veriyormuş .amaç kula yapılan hizmetin yani "halka hizmet hakka
hizmet" inancı ile yapılıyormuş. bir nevi gönül birleme bir gönül
e girmedir.
19.genç kızların gelecekte evlenip yuva kuracakları eşi ve iyi bir
hayat için bu niyetle gül dibine yüzük saklarlarmış. yüzükleri bir
kaba koyarlarmış. kabın içine de su konulur muş. bu su niyet ile
hıdırellez sabahı gül dibine dökülürmüş.
20.değirmencik oyunu sonrası bitiminin ardından değirmenin
toprağı tüm ambarlara saçılır. bolluk ve bereketin artacağına
inanılır. bu geleneğimiz günümüzde de halen
uygulanmaktadır .değirmencik oyunu etraflıca gelenek lerimizde
açıklanmıştır.
21.hıdırellez gecesi(5 mayıs akamı) tüm köylerimizde ahırların
ve ağılların üzerlerinden silah atılmaktadır. bu inancın niçin
yapıldığını sorduğumuzda hayvanların bulaşıcı hastalıklara
yakalanmaması ve çok olması dileğinden kaynaklandığını
söylüyorlar.
22.var ve yok mayası tutulur ona göre dilek tutulup yapılan ekmeğin
konu komşuya geleneğe göre dağıtılması inancı varmış. bu gün bile
pek çok yaşlılarımızın hatırlamadığı geleneklerimizdendir.
23.hıdırellez gecesi hak'tan dilenen dilekler edilen dualar hak
katında kabul ve makbul olunurmuş. bu günde inanılan bir
itikadımızdır.
24.trakyada'ki amuca kabilesi ve diğer ehli-beyt tarikatlarının
gül'e karşı aşırı derecede sevgileri ve itikatları vardır. hatta
iki tarikat mensuplarına halk gülşeni(gülşani ) lakabını takmıştır
ali koçlulara ve şeyh bedreddinilere).bu iki tarikatın gülşeni
tarikatı ile bir alakaları yoktur.biri şeyh bedreddini tarikatı
diğeri ise seyyit ali sultan'a bağlı evladiye kolu olan ali
koçlulardır .manilerimizde ve türkülerimizde gül büyük yer
tutmaktadır. nedenini araştırdığımızda çeşitli şeyler söylenmesine
rağmen net bir cevap alamadık .aşağıdaki örneğin bu konuya bir
fikir vereceğini umduğumuz için yazıyoruz.
"hıdırellez adetlerinde bir gül ağacı unsuru ortaya çıkıyor.
bunun sebebinin hızır ile ilyas'ın hıdırellez gecesi bir gül fidanı
dibinde buluşacakları olduğu müşade edilir." (7)
bektaşi ve alevilerde gül nefeslerimize bile konu olmuştur.
örneğini yazacağımız bu dörtlüğün iki şaire de mal edilmektedir.
ümmi sinan'mı yoksa seyyit nesimi 'yemi olduğunu bilemiyoruz. ilk
iki dörtlüğünü yazıyoruz.
bu gün ben pirime vardım
pirin cemal'i güldür gül
oturmuş taht makamına
tahtı revanı güldür gül
gülden terazi tutarlar
gülü gül ile tartarlar
gül alır gül satarlar
çarşı pazarı güldür gül.
25.hıdırellez de ve nevruz da mezarlıklar ziyaret edilir. dualar
okunur. mezar üzerleri temizlenip bakımları yapılır. fani
dünyanın manevi gücünün de olduğu hatırlanır ahiret e göçmüş
bulunanların da anılması yapılır. onlar için ha
yır işleri yapılır.
26.bir çok kişi hıdırellez geleneklerinin hatta oyunlarının bile
orta asya inançlarından olan şamanizm'e bağlıyorlar. sadece
trakya da tarikat kökenli olan amuca kabilesinin biyografisini
toplamaya başladığımda % 90 inanç ve geleneklerinin
itikatlarının şamanizm ile bağlantılı olduğunu gördüm. bazıları
isim ve şekil değiştirmesine rağmen özünden fazla uzaklaşamamıştır.
27.hıdırellez günü yapılan nohut ekmeğinin bolluk ve bereket
mayasının o eve geleceğine inanılmıştır. bu gün bileni ve
uygulayanı hemen hemen yok gibidir.
28.tarikat kökenlilerin hızır'a olan inançları büyüktür."kul
sıkışmadıkça hızır yetişmez" derler. biri zor anında yardım
görürse "hızır gibi yetiştin denilmesi bu inancın uzantısıdır.
inancın etkileri bektaşi ve alevi ozanlara da yansımıştır.
tekirdağın kılavuzlu köyünden merhum ali engin (sadayi') nin bir
nefesini örnek teşkil ettiği için yazıyoruz.
müminler derlenip bir cem olurlar
hızır ilyas demine hü demek için
bu kutlu günde hep bir candır
hızır ilyas demine hü demek için
ne güzel erkan kurmuş erenlerimiz
derlenip hep birlikte devran süreriz
evliyanın enbiyanın halini güderiz
hızır ilyas demine hü demek için
şirin olur cümle olur bu günde
şen şükran olun canlar ayn-i cemde
şifa bulurlar nuş çöker ol cemde
hızır ilyas demine hü demek için
şükür bizleri bu erkana ulaştırana
aşık olsun böyle cemale hizmet ocağına
sadayi bu gün eriştik güzel bahara
sadayi bu gün eriştik güzel bakarım
hızır ilyas demine hü demek için.
29.eskiden her kez in evinde hıdırellez sabahı ateş yakılmaz
hayvanların ve insanların üzerinden atladığı kutsal ateşten
evin ocağına ateş getirilirmiş. bu inanç ve itikat la yeni bir
hayata başlanırmış. ateşin insanın yediklerini pişirdiği ve
ısınmada kullandığı için ayrı bir kutsiliği vardır .hıdırellez
ateşine hızır'ın gücü geldiği inancı ile ateş oradan alınmakta imiş.
mayıs akşamı herkez evlerini önüne bolluk bereket getirsin diye darı
saçarmış.
31.hıdırellez akşamı gök kapılarının açılacağına hızır'ın gelip
kısmet dağıtacağına inanılırmış.
bu gece kısmete ihtiyacı olanlar sabaha kadar uyumayarak hızır'ı
beklermiş. eğer uyanursa hızır kısmetini veremeden gidermiş.
yaşar kemal "binboğalar efsanesi"nde anlatmıştır engüzel hıdırellez efsanesini..efsaneye göre 5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece hızır ve ilyas peygamberler kayan iki yıldız şeklinde ,iki ayrı yönden gelip birleşirler ve yeryüzüne inerler..o birleşme anında tüm akarsular durur ve bir anlığına börtü böcek sessizliğe bürününür...bu birleşme anını sadece yüreğinde kötülük,içinde fesat olmayanlar farkedebilir..ve buna tanık olan ne dilerse olurmuş derler..
kitapta hikayesi anlatılan aşiret iskan kanunu gereğince yersiz yurtsuz kalma tehlikesi içindedir..tek umut hıdırelleze bağlanmıştır..aşirette en saf,en iyi niyetli,en kalbi temiz kim varsa ogece dilekte bulunacaktır...aşiret için yaylak,koyunlar için otlak ve çadırlarını kurmak için güvenli bir düzlük..üç kişi seçilir ve nehir kenarına otururlar yanyana..geceyarısına yakın..gözleri yıldızlarda,kulakları kirişte..
ilk ceren görür gökyüzünde kayıp birbirine kavuşan iki yıldızı,hızır ve ilyas ı..aşiret için dilemesi gerekenleri unutur ve dağlarda eşkıya olan biricik aşkına kavuşmayı diler diğer ikisine güvenerek..sonra köyün yaşlı emmisi duyar akarsuyun durduğunu..aşiret için..derken sonuna geldiği ömrü gelir aklına ve biraz daha ömür dileyiverir tanrıdan..son tanık 6-7 yaşlarında bir çocuktur..aşiret aklına bile gelmez babasını görmeyi diler.ve böylece aşiret devam eder yersiz yurtsuz serüvenine..